top of page

Deneyimsel Öğrenmede Doğru Bilinen 7 Yanlış

2006'dan beri özellikle yaygın eğitim alanında eğitmenlik yapıyorum. Yıllar içinde deneyimsel öğrenmeyle ilgili pek çok yanılgıyla karşılaştım ve bu yanılgıların giderek daha fazla kişiye ulaştığını fark ettim. Deneyimsel öğrenmenin popülerliği arttıkça, ne yazık ki bazı yanlış anlamalar da peşinden geliyor.


Bu yazıyı yazma sebebim, kendi deneyimlerimden ve araştırmalarımdan çıkardığım, deneyimsel öğrenme hakkındaki bazı yaygın yanılgıları sizlerle paylaşmak. Amacım, bu konuda daha geniş bir farkındalık yaratmak ve belki de deneyimsel öğrenme hakkında biraz daha derinlemesine düşünmemize yardımcı olmak. Umarım, yazdıklarım hem eğitimciler hem de öğrenmeye meraklı herkes için faydalı olur ve bu alanda sağlıklı bir tartışma ortamı oluşturur.


Hazırsanız, Deneyimsel Öğrenme ile ilgili doğru bilinen yedi yanlışı birlikte inceleyelim.


Yanlış 1: Deneyimsel Öğrenme Yaparak Öğrenmedir.



İlk olarak, deneyimsel öğrenmenin sadece "yaparak öğrenme" olduğu yönündeki efsaneyi ele alalım. Deneyimsel öğrenme, yalnızca eyleme dayalı bir öğrenme süreci değildir; deneyimler aracılığıyla yansıtma, kavramsallaştırma ve bu süreçlerden elde edilen bilgilerin aktif olarak uygulanmasını içerir. Bu süreç, öğrenmenin dört temel boyutunu - somut deneyimler, yansıtıcı gözlem, soyut kavramsallaştırma ve aktif uygulama - bir araya getirir, böylece bütüncül bir öğrenme teorisini oluşturur.


Yanlış 2: Deneyimsel Öğrenme Döngüsü 5 Adımdan Oluşur.



Deneyimsel öğrenme döngüsü, iki ana süreç ve dört adımdan oluşur. Bu süreçler, kavrama ve dönüştürme süreçleridir ve öğrenmeyi somut deneyimlerle başlatıp, bunların üzerine yansıtmalar yaparak, soyut kavramsallaştırmalar oluşturup ve son olarak bu kavramları aktif uygulamalar aracılığıyla test ederek ilerletir. Bu döngü, öğrenmenin dinamik ve sürekli bir süreç olduğunu gösterir. Beşli veya yedili adımlar, deneyimsel öğrenme döngüsünün alternatifi değil yalnızca farklı yorumlamalarıdır. Bu yorumlar daha çok eğitim tasarımında ve çözümleme (Debrief) modellerinde karşımıza çıkmaktadır.


Yanlış 3: Deneyimsel Öğrenme Döngüsü Hep Somut Deneyim İle Başlar.



Deneyimsel öğrenme döngüsü herhangi bir noktadan başlayabilir; bu, bireyin öğrenme stilinin ve tercihlerinin çeşitliliğini yansıtır. Örneğin, bazı kişiler öğrenmeye somut deneyimlerle başlarken, diğerleri soyut kavramsallaştırmalar veya yansıtıcı gözlemle başlayabilir. Bu esneklik, öğrenme sürecinin kişiselleştirilmesine olanak tanır.


Yanlış 4: Yansıtıcı, Teorist, Pragmatist ve Aktivist Deneyimsel Öğrenme Stilleridir.



Peter Honey ve Alan Mumford tarafından geliştirilen öğrenme stilleri sınıflandırması, deneyimsel öğrenme döngüsü ile doğrudan ilişkilendirilemez. Bu sınıflandırma, öğrenme stillerini dört kategoriye ayırır: Aktivist, Yansıtıcı, Teorisyen ve Pragmatist. Ancak, bu sınıflandırmanın Kolb'un deneyimsel öğrenme modeliyle uyumsuz olduğu bilinmektedir. Özellikle, Kolb ve Mumford arasındaki akademik yazışmalar, her iki teorinin farklı önceliklere ve yaklaşımlara sahip olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle, Honey ve Mumford'un öğrenme stilleri sınıflandırmasının, deneyimsel öğrenme döngüsüne dayanmadığını ve bu bağlamda kullanılmasının yanıltıcı olabileceğini bilmeliyiz.


Yanlış 5: Çözümleme (Debrief) Oturumlarında Deneyimsel Öğrenme Döngüsünü Hep Tamamlamalıyız.



Debriefing sürecinde, döngünün her zaman tamamlanması gerektiği yönündeki yaygın inanış yanıltıcıdır. Deneyimsel öğrenme, esnek bir süreçtir ve öğrenme döngüsünün her adımını her oturumda işlemek zorunda değildir. Öğrenme, katılımcıların deneyimleri üzerine yansıtmaları, kavramsallaştırmaları ve aktif deneyimler yoluyla bu bilgileri test etmeleriyle ilerler.


Yanlış 6: Deneyimsel Öğrenme Oyun Oynamaktır.



Deneyimsel öğrenme, yalnızca oyun oynamayı içermez. Deneyimsel Öğrenme, öğrenmenin kendisidir ve çeşitli yöntemlerle desteklenebilir. Deneyimsel öğrenme, bireylerin öğrenme sürecinde nasıl ilerlediklerini açıklayan geniş bir teorik çerçevedir ve öğrenme sürecindeki çeşitli yöntemlerle uyum içinde çalışabilir. Oyunun gücü yadsınamaz fakat bir şeyin deneyimsel öğrenme tabanlı olması için illa oyun oynamamız gerekmez.


Yanlış 7: Deneyimsel Öğrenme bir Yöntemdir.



Deneyimsel öğrenme, bir yöntemden öte, öğrenmenin kendisidir. Bu kavram, öğrenme sürecinin nasıl gerçekleştiğini açıklayan temel bir kuramdır. Nörobilimci James Zull'un araştırmaları, beyin faaliyetlerinin deneyimsel öğrenme döngüsüyle nasıl ilişkilendirilebileceğini göstermiştir. Bu çalışmalar, beynin farklı bölümlerinin öğrenme sırasında nasıl aktive olduğunu ortaya koyar ve deneyimsel öğrenmenin öğrenme sürecinde merkezi bir role sahip olduğunu vurgular. Deneyimsel öğrenme, bireylerin herhangi bir öğrenme etkinliğinde doğal olarak izledikleri süreci temsil eder. Proje tabanlı öğrenme, simülasyonlar ve oyun tabanlı öğrenme gibi yöntemler, deneyimsel öğrenme kuramının önerdiği bütüncül öğrenme akışını destekler. Bu yaklaşım, öğrenmenin daha derin ve etkili bir şekilde gerçekleşmesini sağlar, bu yüzden deneyimsel öğrenme, uygulanan her yöntemin temelini oluşturur ve öğrenme deneyimini zenginleştirir.


Eğitim ve öğrenme süreçleriyle ilgili kendi deneyimleriniz, duyduğunuz doğru bilinen yanlışlar veya bu konuda sahip olduğunuz sorular varsa, lütfen yorumlar bölümünde paylaşmaktan çekinmeyin. Hep birlikte öğrenmenin daha etkili yollarını keşfedebilir, deneyimlerimizi zenginleştirebiliriz. Öğrenme yolculuğumuzda birbirimizden öğrenecek çok şey var. Yorumlarınızı bekliyorum!

116 görüntüleme0 yorum

Comments


bottom of page